Abdullah Karaismail
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun 35. Ve Mükerrer 35. Madde Uygulamaları – Abdullah Karaismail

6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun 35. Ve Mükerrer 35. Madde Uygulamaları – Abdullah Karaismail

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

*Bu makale Vergi Bülteni’nin 2. Sayısında yayınlanmıştır.

6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun Diğer Korunma Hükümleri başlığı altında yer alan 35. ve mük. 35. maddesine göre amme borçlusu şirketler ve tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin borçları hakkında yapılacak işlemler açıklanmıştır.

Limited şirket ortakları hakkında 6183 sayılı Kanun uyarınca yapılacak takip; 35 inci madde hükümlerine göre sermaye hisseleri oranında, kanuni temsilciler ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin hakkındaki takip ise 6183 sayılı Kanunun mükerrer

35 inci maddesine göre amme alacağının tamamından, müşterek ve müteselsil sorumluluk esasına göre yürütülecektir.

Limited şirket ortakları, kanuni temsilciler ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenler hakkında sorumluluklarına başvurulmadan önce alacaklı tahsil dairelerince Kanunun 3’üncü maddesinde yer alan tanımlardaki hususlar dikkate alınmak suretiyle Kanunun 54 ve müteakip maddelerine göre şirket veya tüzel kişiliği olmayan teşekküller hakkında yapılan takip muameleleri sonucunda amme alacağının şirketten tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gerekmektedir.

Burada tahsil edilemeyen amme alacağı ve tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı terimlerinden ne anlaşılması gerektiği aynı Kanunun 3. maddesinde açıklanmış olup;

Tahsil edilemeyen amme alacağı terimi;

Amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını,”

Tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı terimi;

Amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını,” şeklinde tanımlanmıştır.

6183 Sayılı Kanun Madde 35 (Limited şirketlerin amme borçları);

  1. Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.
  2. (4/6/2008-5766/3 md.) Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.

6183 sayılı Kanunun 35 inci maddesinde 5766 sayılı Kanunla yapılmış olan düzenlemeler, Anayasa Mahkemesinde iptal edildiği ve maddenin iptaline ilişkin kararının gerekçesinde, 5766 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihten önceki dönemlere ilişkin amme alacaklarının ödenmesine dair ikincil sorumluluk düzenlemelerinde alacağın doğduğu tarihteki düzenlemelerin esas alınması gerektiği belirtildiğinden, limited şirketlerin 5766 sayılı Kanunun yayımlandığı 6/6/2008 tarihinden önceki zamanlara ilişkin borçlarından sorumlu tutulacak ortakların tespitinde alacağın doğduğu dönem esas alınacaktır.

Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararı gereğince, 5766 sayılı Kanunla, 6183 sayılı Kanunun 35 inci maddesine eklenen ikinci fıkra hükmünün ise 6/6/2008 tarihinden itibaren yapılan hisse devirleri esas alınarak uygulanması gerekmektedir.

Örnek 1:

A Ltd. Şti.’nin 2022 ve 2023 yılları itibariyle 100.000,00 TL vadesi geçmiş vergi borcu bulunmaktadır. Şirketin ortaklık bilgileri aşağıda belirtilmiştir.

Ali Bey: %60 (Aynı Zamanda Şirket Müdürü) Ayşe Hanım: %30

Ahmet Bey: %10

Ahmet Bey şirketteki hissesini 2024 yılında Mehmet Bey’e devretmiştir. Devir tarihi itibariyle ödenmemiş 2022 ve 2023 dönemi borçlarından hissesini devreden Ahmet Bey ve hisse devralan Mehmet Bey hisseleri oranında borçtan müteselsilen sorumludur.

Bu durumda şirketin 2022 ve 2023 dönemi borçlarından; Ali Bey şirket müdürü olduğundan borcun tamamından Ayşe Hanım borcun %30 undan

Ahmet Bey ve Mehmet Bey borcun %10’luk kısmından sorumludur.

  1. Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.

Örnek 2:

X Ltd. Şti.’nin %20 ortağı Ahmet Bey, 25.05.2017 tarihinde ortaklık payını Mustafa Bey’e devretmiş olup, ticaret sicil gazetesinde tescil ve ilan edilmiştir.

Şirketin Nisan KDV borcunun (amme alacağının) doğduğu 2017/Nisan döneminde şirketin eski ortağı olan Ahmet Bey ile KDV borcunun ödenmesi gereken 26.05.2017 tarihinde şirket sermaye payını devralmış bulunan yeni ortak Mustafa Bey, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu olacaklardır.

Ortaklık Payının Tespiti:

Bir ortaklık payı devri söz konusu olduğunda 35.madde uyarınca yasal takibe maruz kalacak ortağın tespitinde, şirketin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilen ana sözleşmesine, bu ana sözleşmede yapılan değişikliklere, pay devrinin tescil ve ilan edilmemiş olduğu hallerde ise 6102 sayılı kanunun 594 üncü maddesine göre tutulan pay defterinde ya da devrin genel kurul tarafından onaylanmış veya onaylanmış sayılması halinde, noter tasdikli devir sözleşmesinde yer alan tarihlere bakılarak tespit edilmesi gerekmektedir.

Kanunun 35 inci maddesinde yapılan değişiklikler ve yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde limited şirket ortakları hakkında yapılacak takipte aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir.

  1. Öncelikle şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda şirket ortaklarının kimler olduğu ve bu ortakların sermaye hisseleri; şirket ana sözleşmesi, ana sözleşme değişikliği veya pay defterindeki kayıtlardan tespit edilecektir.
  2. Her bir ortağın sermaye hissesine göre takip konusu olan amme alacağından sorumlu olduğu tutar belirlenecektir.
  3. Şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının ödenmesinden sermaye hissesi oranında sorumlu tutulması gereken ortağın, hissesini devredip devretmediği araştırılacak, hisse devrinin söz konusu olduğu hallerde, devralan şahsın devir tarihi itibarıyla vadesi geldiği halde ödenmemiş şirket borçlarından sorumlu tutulacağı tutar tespit edilecektir.
  4. Ortaklar hakkında takip muamelesine 6183 sayılı Kanunun 55 inci maddesine göre tanzim edilecek ödeme emrinin tebliği suretiyle başlanılacaktır.

6183 Sayılı Kanun Mük.35. Madde (Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu)

Tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.

Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmaz.

Madde başlığında yer alan “kanuni temsilciler” ifadesi; tüzel kişilerin, küçüklerin ve kısıtlıların kanuni temsilcilerini, tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenleri, yabancı şahıs veya kurumların Türkiye’deki mümessillerini kapsamaktadır.

Anonim Şirketlerin Amme Borçları Hakkında Yapılacak İşlemlerde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Mülga 6762 sayılı Kanunun 317’nci maddesinde; “Anonim şirket idare meclisi tarafından idare ve temsil olunur.” hükmü, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 365 inci maddesinde ise “Anonim şirket, yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil olunur. Kanundaki istisnai hükümler saklıdır.” hükmü yer almaktadır. Buna göre, gerek 6762 sayılı gerekse 6102 sayılı Kanunlar gereğince anonim şirketin kanuni temsilcisi idare meclisi, bir diğer ifade ile yönetim kuruludur.

Yönetim kurulu kararları ile tüzel kişiliğin temsil yetkisinin belirli bir süre için bir veya birkaç kişiye verilmesi mümkün bulunmakta (bu durumda kanuni temsilciler şirketi temsile yetkilendirilen kişiler olacaktır.) olup, bu süre sonunda yapılan yönetim kurulu toplantısında şirketi temsil ve ilzama yetkili biri veya birilerinin atanmaması veya yönetim kurulunun toplanmasına engel bir durum bulunmamasına karşın toplantı yapılmaması nedeniyle yeni bir kanuni temsilci atanmaması halinde amme borçlarından mevcut yönetim kurulu üyelerinin tamamının sorumlu tutulması gerekmektedir.

Örnek

ABC A.Ş.’nin yönetim kurulu üyeleri (D), (E) ve (F) üç yıllığına seçilmiştir. Yönetim kurulu üyesi (F) ve dışarıdan atanan (H) şirketi 3 yıllığına temsile yetkili kılınmıştır. 3. yıl sonunda yönetim kurulu seçimi yapılmamıştır.

Bu durumda; (F) ve (H) şirketi temsile yetkili kılındığı döneme ilişkin borçların tamamından kanuni temsilci olarak sorumludur. Bu döneme ilişkin borçlardan (D) ve (E) ‘nin bir sorumluğu bulunmamaktadır.

Üçüncü yılın sonunda yönetim kurulu seçilmediğinden bu sürenin bitiminden sonraki dönemlere ilişkin borçlardan (D), (E) ve (F) kanuni temsilci olarak sorumludur. Dışarıdan atanan (H)’nin temsil yetkisi sona erdiğinden sorumluluğu bulunmamaktadır.

Amme alacağının anonim şirket şeklinde örgütlenmiş tüzel kişiliğin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde tüzel kişiliğin kanuni temsilcisi konumundaki yönetim kurulu üyelerinin şahsi malvarlıklarından takip ve tahsili cihetine gidilmeden önce, şirket esas sözleşmesinin ve ticaret sicili kayıtlarının tetkik olunması, temsil salahiyetinin aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan murahhas bir veya birkaç üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere bırakılmış olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.

Yapılacak tespit sonucunda; şirketi temsil salahiyetinin murahhas üye veya üyeler ile müdür olarak üçüncü kişilere bırakıldığının anlaşılması halinde amme alacağının bunlardan takip ve tahsiline gidilmesi, bu durumda diğer yönetim kurulu üyeleri hakkında işlem yapılmaması icap etmektedir.

TÜRSORUMLULUK
Anonim ŞirketYönetim kurulu üyeleri (murahas üye olması halinde murahas üyeler), yönetim kurulu üyelerinden biri temsile yetkili kılınmak şartıyla dışarıdan atanan müdür/ler borcuntamamından sorumludur. Ortakların bir sorumluluğu yoktur.
Limited ŞirketOrtaklar hisseleri oranında sorumludur. Müdür/müdürler borcun tamamından sorumludur (müdürün dışardan atanmış olması halinde en azından bir ortağın müdür olması gerekiyor.).
Kollektif ŞirketlerOrtaklar borcun tamamından sorumludur.
Adi Şirket, İş OrtaklığıOrtaklar borcun tamamından sorumludur.
Adi KomanditKomandite ortaklar şirket alacaklılara karşı sınırsız sorumludur. Komanditer ortakların sorumluluğu ise koydukları veya tahaahhüt ettikleri sermaye ile sınırlıdır. Ancak, adı şirketin unvanında bulunan komanditer, üçüncü kişilere karşı komandite ortak gibi sorumlu sayılır.
Sermayesi Paylara Bölünmüş KomanditKomandite ortaklar şirket alacaklarına karşı sınırsız sorumludur. Komanditer ortakların bir sorumluluğu bulunmamaktadır.
DernekYönetim Kurulu Üyeleri (Temsil ve İlzama Yetkili Kılınmış Üye Varsa Bu Üyeler), Dışarıdan Atanan Müdür/Ler Borcun Tamamından Sorumludur.
VakıfYönetim Organı Borcun Tamamından Sorumludur. (Yönetim Organının Kurul Olarak Tayin Edildiği Hallerde Yönetim Organına Yönetim Kurulu, Mütevelli Heyeti veya Mütevelli Denilmektedir.)
Dernek/Vakıflara Ait İktisadi İşletmelerİktisadi işletmeyi idare edenler, iktisadi işletmeyi idare edenlerin mal varlığından karşılanamayan kısım için tüzel kişiliği bulunmayan iktisadi işletmenin tüm ticari faaliyetlerini dernek/vakıf adına yapıyor olması ve iktisadi işletmenin her türlü hak, alacak, borç ve yükümlülüklerinden derneğin/vakfın sorumlu olması nedeniyle, dernek/vakıf tüzel kişiliği, İktisadi işletmenin borçlarının dernek/vakıf tüzel kişiliğinden tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması durumunda, dernek/vakıf kanuni temsilcileri, borcun tamamından sorumludur.
KooperatiflerYönetim kurulu üyeleri (temsil ve ilzama yetkili kılınmış üye varsa bu üyeler), dışarıdan atanan müdür/ler borcun tamamından sorumludur. Kooperatifin iflasına, dağılmasına ya da dağıtılmasına karar verilmesinden ve tasfiyesinden sonra kooperatifin mal varlığının borçlarını ödemeye yetmediğinin anlaşılması halinde, kooperatif ana sözleşmesinde, kooperatif borçlarından kooperatif ortaklarının da sorumlu oldukları düzenlenmiş olması şartıyla ve ana sözleşmede belirlenen sorumluluk durumlarına göre ortaklar

Ortak Takip Sonucu Yapılan İtirazların Değerlendirilmesi

6183 sayılı Kanunun 35 ve mükerrer 35 inci maddesi ile 213 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi uygulaması, şirketlerce tutulan defter ve kayıtlar ile ticaret sicilinden elde edilen bilgiler doğrultusunda sürdürülmektedir. Kişilerin tüzel kişilerde ortak veya kanuni temsilcisi sıfatı olmadığına yönelik iddialar üzerine vergi dairelerince doğrudan yapılabilecek bir işlem olmayıp, kişilerin bu iddialarını ilgili mahkemelerde açacakları dava ile tespit ettirmeleri ve bu kararlar üzerine ilgili sicillerde karara uygun şekilde gerekli düzeltmeleri yaptırmaları halinde bu kişiler hakkında 6183 sayılı Kanun kapsamında yapılan takiplerin düzeltilmesi mümkün bulunmaktadır.

Akıl hastalığını etkileyen haller gibi durumlar nedeniyle bu durumlarından yararlanılarak veya sahte, çalıntı, tahrif edilmiş kimlik kartı ile bilgileri dışında şirket ortağı ya da kanuni temsilci yapılan şahısların, cezai ya da mali sorumluluğunun bulunmadığına ilişkin olarak doğrudan vergi dairesinin taraf olmadığı davalarda verilen mahkeme kararları uyarınca ilgililer hakkında 6183 sayılı Kanun kapsamında yapılan takiplerin sonlandırılması mümkün bulunmamaktadır.

Ancak, bu kişiler tarafından açılan ve doğrudan vergi dairelerinin taraf olduğu davalarda verilen mahkeme kararları gereğince Anayasamızın 138 inci ve 2577 sayılı Kanunun 28 inci maddeleri kapsamında, ticaret sicilinde gerekli tescil ve ilan işlemlerinin yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın, doğrudan işlem tesis edilmesi gerekmektedir. (Gelir İdaresi Başkanlığı 11.01.2022 tarih ve 5428 sayılı Genel yazısı)


Abdullah KARAİSMAİL

Vergi Dairesi Müdür Yardımcısı


Bu sayfada yer alan bilgiler sadece bilgilendirme amaçlıdır. VergiMevzuat.com profesyonel bir tavsiye veya hizmet verme amacı taşımamaktadır. Karar vermeden ve işlem yapmadan önce bir profesyonele danışınız. VergiMevzuat.com sitesinde yer alan bilgilerin üçüncü kişiler tarafından kullanılması sonucu oluşacak zarar, ziyan ve durumdan sorumluluğumuz bulunmamaktadır. Sorumluluk Beyanı için tıklayın.

Abdullah Karaismail

Vergi Dairesi Müdür Yardımcısı

Makalelerini gör →

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Vergi Mevzuat ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun!

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Liste

Bizi Takip Edin